YALNIZLIĞIM BİR PRENS KADAR ASİL

Durgundu bakışlarım,durgun göl gibi,
Kanat çırptım ezelime, bugünüm gecikmişti
Yel koşturdu çevremde,çöl tozlarını savura savura
Yalnızlığım oradaydı bir heykel gibi heybetli.

En candan sözlerini söyledi,kar etmedi
Yanmıştı canım yanan ufuklar gibi.
Kovalayan badirelerse parlaktı,kılıçtan keskin 
İçtiğim şerbet hayatın, yavaş yavaş zehirleyen
Girdiğim limanlar kurşun sıktı gizli mevzilerden
Yara aldı geçmişim,geleceğim.

O kadar yol gittim,eğilmedi yalnızlığımın başı
bir prens kadar asil,bir hayvan gibi yırtıcıydı...
Dağlara kırıntılar bıraktım iz olsun diye
Yalnızlık doyurdu karnını ,beslendi büyüdü
Mahzun bakışlarım gölgesini ekti yollara
Bir tek tohum yeşermedi ilaç için.
Sulamadı içimden gelen o ses
Hüsranlarım birikti,yandı ıssızlarımda.

Girdaplarına aldı; başımı döndürdü yalnızlık,
Bir başıma uykularım soldu gün ağarmadan
Yıkadı güneş günü yine bende sabah olmadan...
Nasıl vurduysa dalgalar başını hiddetle kayalara
Öyle vurdum ben de kıyılara
Damla damla saçıldı yalnızlığım bulutlara.

Düştüğüm yerlerde kazıdım toprağı 
Fışkırsın istedim bir dost el,yakın olsun bana
Tazelesin beni,soysun kendimden
Çare olsun yalnızlığa,her derde deva.
CANAN İŞDAŞ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !